Bilgi'de YÜZLEŞME günü... 18.11.2007
Yüzleşme Derneği tarafından düzenlenen "Dün... Bugün... Yarın... YÜZLEŞME" konulu panel, 11 Kasım 2007 pazar günü İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe kampüsünde gerçekleşti. 2 oturum halinde gerçekleşen panel, izleyicilerin büyük ilgisiyle karşılandı. Panelin açılış konuşmasını yapan Yüzleşme Derneği başkanı Cafer Solgun, "soğuk savaş" sürecinin bitmesi ve Berlin duvarının yıkılmasının ardından dünya ölçüsünde yeni bir tarihi döneme girildiğine dikkat çekerek, geçmişle yüzleşmenin demokratik bir yeniden yapılanmanın olmazsa olmaz gereklerinden olduğunu vurguladı. Yüzleşme pratiklerinden örnekler veren Solgun, Türkiye'nin de yüzleşmekten kaçınamayacağı gerçekleri bulunduğunu kaydetti. Konuşmasında 12 Eylül cuntası, Kürt sorunu ve tırmandırılan milliyetçi atmosfere dikkat çeken Cafer Solgun, "yüzleşme, statükocu güç odaklarının direnci nedeniyle düz bir hat izleyerek gerçekleşmiyor" dedi. Yüzleşme'nin önem ve gereğine inanan bir grup tarafından Yüzleşme Derneği'ni kurduklarını anlatan Solgun, "yürürken daha da çoğalacağız" diyerek "her zaman beraber olalım" şeklinde konuştu. Yara İzlerimizn Peşinden Şimdiki Zaman Halleri Panelin "Yara İzlerimizin Peşinden Şimdiki Zaman Halleri" başlıklı ilk oturumunda ilk sözü, oturumun moderatörlüğünü yapan dr. Canel Bingöl aldı. İnsanın kendi gerçekleriyle yüzleşmesinin gerekleri üzerinde duran Bingöl, "geçmiş, aslında şimdidir" şeklinde konuştu. Psikocinsel terapi uzmanı olan Arşaluys Kayır, ilgiyle izlenen sunumunda terapi deneyimleri üzerinde durdu. Kayır, yüzleşme kavramını daha çok kadın bakış açısı ve deneyimleri üzerinden irdeledi. Bülent Somay, "ruhlarımızda biriken çöpler vardır" diyerek başladığı konuşmasında, yakın geçmişizin sosyopsikolojik bir analizini yaparak geçmişten günümüze yaşanan değişimi örneklerle açıkladı. "Eskiden yoksulluğa duyulan öfke insanları sola çekerdi" diyen Somay, "kafasına sıkarım" sözcüklerinde sembolize ettiği yeni durumun nedenlerini sorgulamak ve anlamak gerektiğini vurguladı. Somay, "hepimiz çöplerimizle yaşıyoruz. Çöplerimizi konuşturmalıyız" diyerek sürdürdüğü konuşmasında, Hrant Dink cinayeti üzerinde durdu. "Paniğe kapılmayalım" diyen Somay, "ama acele etmemiz lazım" dedi. Somay bir izleyicinin sorusu üzerine, "yüzleşmenin nihai olarak politik alanda çözüleceğini" kaydetti. Somay'ın ardından söz alan Murat Paker, "travmatik durumlar, dilsizleşmektir" diyerek "yüzleşmenin aslında bir dil kazanmak" olduğunu ifade etti. Yüzleşme konusunda yaşanan sorun ve sıkıntılara dikkat çeken Paker, zorlukları bulunmakla beraber Türkiye'de bir yüzleşme damarının da işlemekte olduğunu vurguladı. Artık Kürtlerin varlığının inkar edilemediğini hatırlatan Paker, "ama Kürt yoktur denilen dönemin hesabının da verilmesi lazım" şeklinde konuştu. Demokrasi ve özgürlük istediği için insanların yargılandığını, cezalandırıldığını belirten Paker, "ama, yasalara göre suç olmasına rağmen ırkçılık, milliyetçilik yaptığı için ceza alan bir kişi bile yok" diyerek bu alanda yaşanan çiftestandarda dikkat çekti. Paker konuşmasını yüzleşme alanında neler yapılabileceğine dair öneriler yaparak tamamladı. Resmi Tarihle Yüzleşme ya da Yüzleşememenin Resmi Tarihi Panelin ikinci oturumu, "Resmi Tarihle Yüzleşme ya da Yüzleşememenin Resmi Tarihi" adını taşıyordu. İkinci oturumda, panelistler ve konuklar, tarihsel ve politik bağlamda yüzleşme kavramı ve resmi ideolojinin angaje ettiği yanlış ve yanılgılar üzerinde durdular. İkinci oturumun aynı zamanda moderatörlüğünü yapan Füsun Üstel, yüzleşmenin gerekli olduğunu ama bunu bir "yaşam biçimi" haline de getirmemek gerektiğini kaydetti. Yüzleşmenin bir "yaşam biçimi" haline getirilmesinin "kurbanların rekabeti" gibi bir duruma yol açabileceğini kaydeden Üstel, Türkiye'nin kendi gerçekleriyle yüzleşme açısından bir sürece girmiş olduğunu ifade etti. Ayşe Hür, "cumhuriyetin bir unutma gerçeği üzerine kurulduğunu" belirterek başladığı konuşmasında, resmi ideoloji ve resmi tarihin, cumhuriyet öncesini yeri geldiğinde tamamen yok saydığını vurguladı. Egemen milliyetçiliğin Kürt milliyetçiliğini de koşulladığını belirten Hür, sorular üzerine "yaşanan sorunlarda esas sorumluluğun Türk milliyetçiliği" olduğunu ifade etti. Hür'ün ardından söz alan Ferhat Kentel, konuşmasında ulus-devletin yarattığı sonuçlar üzerinde durdu. "Yüzleşme konularını kabul etmenin kolay olmadığını" ifade eden Kentel, "mecburen kabul edilen hikayeler zamanla içselleşiyor" dedi. "Kim kimden özür dileyecek?" diyen Kentel, içiçe geçmiş "yüzleşme" hikayelerine sahip bir toplum olduğumuzu kaydetti. Konuşmasında solun da önyargıları ve yanılgılı yaklaşım kalıpları olduğunu kaydeden Kentel, "8 asker ölmedi diye neredeyse hain ilan edildiler, ama Kızıldere'den sağ kurtulduğu için solun bazı kesimlerinin Ertuğrul Kürkçü'ye hala önyargılı bakabildiklerini" söyledi. "Artık duygu, vicdan gibi sözcüklerle konuşmak lazım" diyen Kentel, konuşmasında Genç Siviller'in etkinliklerinin yüzleşme açısından önemli bir örnek oluşturduğunu kaydetti. Oturumun son konuşmacısı olarak söz alan Orhan Miroğlu, "yüzleşmenin bir toplumsal kabul yaratmak sorunu olduğunu" vurguladı. Yaptığı çalışmalardan söz eden Miroğlu, "acıyı, yası paylaşmanın" önemi üzerinde durdu. Diyarbakır Cezaevi deneyimini anlatan Orhan Miroğlu, bir "bellek çalışması yapılması gerektiğini" belirtti. İzleyici ilgisi... Panel, izleyicilerin canlı ve yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık 150 kişinin katıldığı panelde, oturumlar boyunca sunumları ilgi ve dikkatle dinleyen izleyiciler, oturum sonlarında soru ve düşüncelerini ifade etme olanağı buldular. İki oturum arasında panelistler, izleyiciler ve Yüzleşme Derneği üye ve yöneticileri panel ve Yüzleşme Derneği'nin yürüteceği çalışmalar konusunda söyleştiler. Yüzleşme aynası... Oturumların sonunda, Yüzleşme Derneği tarafından, panelistlere, ilk etkinliklerinin hatırası olarak gümüş işlemeli ve Yüzleşme Derneği amblemli aynalar armağan edildi. Aynalar izleyiciler tarafından da ilgiyle karşılandı.
Yorumlar
Yorum Yap |