Yüzleşme Derneği: 'Türkiye'nin geleceği 'kaos' değil 'demokrasi' olmalı' 23.02.2008
Yüzleşme Derneği adına dernek başkanı Cafer Solgun "Türkiye'nin geleceği 'kaos' değil 'demokrasi' olmalı. Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyen karanlık çevreler, bugüne değin “bölücülük” ve “irtica, şeriat tehlikesi” üzerinden kirli, kanlı faaliyetler yürüttüler, suçlar işlediler. Unutmayalım ki “bölücülük tehlikesi” üzerinden milliyetçiliği tırmandırmak isteyen ve bunun için de Yüksekova, Şemdinli ve Silopi’de bombalı eylemler düzenleyenlerle, “şeriat tehlikesi” üzerinden bir kamplaşma yaratmak için Danıştay’da cinayet işleyen, Cumhuriyet gazetesine bomba atanların aynı karanlık çevreler olduğu, açığa çıkmış bir gerçektir" dedi. Yüzleşme Derneği: 'Türkiye'nin geleceği 'kaos' değil 'demokrasi' olmalı'[Sesonline] İSTANBUL- Yüzleşme Derneği adına dernek başkanı Cafer Solgun "Türkiye'nin geleceği 'kaos' değil 'demokrasi' olmalı. Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyen karanlık çevreler, bugüne değin “bölücülük” ve “irtica, şeriat tehlikesi” üzerinden kirli, kanlı faaliyetler yürüttüler, suçlar işlediler. Unutmayalım ki “bölücülük tehlikesi” üzerinden milliyetçiliği tırmandırmak isteyen ve bunun için de Yüksekova, Şemdinli ve Silopi’de bombalı eylemler düzenleyenlerle, “şeriat tehlikesi” üzerinden bir kamplaşma yaratmak için Danıştay’da cinayet işleyen, Cumhuriyet gazetesine bomba atanların aynı karanlık çevreler olduğu, açığa çıkmış bir gerçektir" dedi. Yüzleşme Derneği'nin açıklaması şöyle: "Türkiye, başörtüsü üzerindeki yasağın kısmen kaldırılmasına yönelik yasal düzenleme nedeniyle, yeniden “laik-anti-laik” kutuplaşmasına sürüklenmek isteniyor. Bu düzenleme ile başörtülü öğrencilerin öğrenimlerine devam edebilecek olması, bazı çevreler tarafından bir “kaos” nedeni olarak görülüyor. Öngörülen “kaos”un çıkması için de bazı medya araçları, “durumdan vazife çıkarmış” gibi hareket ediyor. Sorunun siyasi düzlemde tartışılmasında da “ip”, “darağacı” türü hukuk ve demokrasi dışı tehdit ve santaj üsluplarının benimsenmesi, “kaos çıkacak” hesapları yapanların özlem duydukları gerilime hizmet ediyor…Geçtiğimiz günlerde aralarında emekli general Veli Küçük’ün de bulunduğu “Ergenekon” çetesi mensuplarının, “askeri darbeye ortam hazırlamak için” çeşitli hazırlıklar içerisinde bulundukları yönünde haberler kamuoyuna yansımıştı. Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyen karanlık çevreler, bugüne değin “bölücülük” ve “irtica, şeriat tehlikesi” üzerinden kirli, kanlı faaliyetler yürüttüler, suçlar işlediler. Unutmayalım ki “bölücülük tehlikesi” üzerinden milliyetçiliği tırmandırmak isteyen ve bunun için de Yüksekova, Şemdinli ve Silopi’de bombalı eylemler düzenleyenlerle, “şeriat tehlikesi” üzerinden bir kamplaşma yaratmak için Danıştay’da cinayet işleyen, Cumhuriyet gazetesine bomba atanların aynı karanlık çevreler olduğu, açığa çıkmış bir gerçektir. Üniversitelerde başörtüsü yasağı, “sahici” bir laiklik olduğu oldukça tartışılır olan laikliğin varlığı veya yokluğunun “ölçütü” haline getirilmek istenirken, “laiklik, rejim, cumhuriyet tehlikede” demagojilerine de malzeme haline getiriliyor. Bu şekilde de toplumsal bir kutuplaşma ve “kaos” yaratılmak, Türkiye’nin geleceği karanlığa, belirsizliklere mahkum edilmek isteniyor. Başörtüsü yasağı, bazı yurttaşların öğrenim haklarının kısıtlanması, çağdaş ve evrensel demokrasinin hiçbir ölçütüyle bağdaşmaz. Tıpkı düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen 301. maddenin de bağdaşmadığı gibi. Tıpkı Alevi yurttaşların istemlerinin karşılanmamasında olduğu gibi. Tıpkı Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümünde atılması gereken adımları atacak siyasi iradenin gösterilmemesinin ülkemize son derece pahalıya mal olması gibi. Türkiye’nin temel sorunları, demokratikleşmeye dairdir. Ve Türkiye’nin sorunlarının çözümü, şartları, acabaları olmayan gerçek bir demokrasiyi inşa etmekten geçmektedir. “Kaos” tellallığı yapanlar, demokrasiye karşı güçlerdir. Türkiye toplumu farklılıklarıyla, etnik, kültürel zenginlikleriyle, inanç ve düşünceleriyle birlikte, bir arada kardeşçe yaşayacak bir toplumdur ve gerçek bir demokrasi ve barışın özlemini duymaktadır. “Kaos” ve “kutuplaşma”, gerginlik ve gerilim yaratmak isteyenler, toplumsal barış, toplumsal huzur ve bunların güvencesi bir demokrasiden korkmaktadırlar. Asıl tehlike budur; yani Türkiye’yi kör-topal içerisine girdiği demokratikleşme mecrasından uzaklaştırmak… Yüzleşme Derneği olarak, bizlere dayatılan korku ve kaygıları, felaket ve kutuplaşma senaryolarını kabul etmiyor, Türkiye’nin demokratik geleceğinin baskı ve yasaklardan arınmaktan geçtiğine inanıyoruz.." |